Aldandım, Dolgu Topukların Modern Yorumuna Kandım.
MODA
Asena Kılıç
9/5/20262 min read
Annemin, burun kıvırdığım ayakkabıları moda olmuş! Evet, tam olarak o eski, kalın dolgu topuklar değil ama biraz ortası inceltilmiş, biraz tabanı değişmiş ve BAM! Çocukluk yıllarımdan sonra tekrar karşımda!
Açık konuşmak gerekirse kendime özel bir gün için ayakkabı bakıyordum ve genelde tercihim sivri burun düz ayakkabılar olur. Ama bu sefer dedim ki artık en kısa kişi olmak istemiyorum ama rahat da olmak istiyorum çünkü ben tüm gün oturabilen biri değilim ve zaten 35 numara giydiğim için seçeneklerim çok kısıtlı. Yani rahat olsun, numarası olsun, şık olsun, topuklu olsun... derken hiç tamamen bana göre bir şey bulamam zaten.
Haliyle ben de küçük butiklere ya da tasarım ayakkabılara bakmaya başladım bu sefer. Ve tabii ki tüm keşfetim ayakkabı oldu. “Aaa, bu ne şıkmış!” , “Aaa, şu ne kadar farklı bir model!” dediğim esnada ince belin arkasına saklanmış modern bir dolgu topuklu beni tuzağa düşürdü.
Normalde flip-floplarda olunca kanmazdım ama sivri burun bir ayakkabıda görünce...
Tabii sonra kendime itiraf etmek istemediğim için “Yok canım, bu bambaşka bir model.” falan dedim ama değil. Değil yani! Bildiğiniz, 7-8 yaşımızdayken annelerimizin giydiği o dolgu topuklular!
Zaten yaşadığım bu farkındalık biraz geç olmuş, ayakkabının açıklamasında da açık açık hiç utanmadan dolgu topuk demişler. He, tabii bazıları kendimizi kötü hissetmeyelim diye slingback demiş. Sağ olsunlar.
Asıl mesele burada başlıyor, ben bunu gördüm, ayakkabının dolgu topuk olduğunu fark ettim. İşte o anda ondan soğumam gerekirdi. Sonuçta yıllarca “kitsch” kategorisinde tuttuğum ayakkabı türlerinden biriydi. Ama soğumadım. Tam tersine, artık gözüme güzel geliyordu. Sonuçta hasır olanını beğenmedim ya!
Eski sevgili gibi düşünün. Bir dönem hayatınızdaydı, sonra yollarınız ayrıldı ve bir daha asla bir araya gelmeyeceğinizi düşündünüz. Çünkü bayağı kötüydü yani. Yıllar sonra karşınıza çıktığında ise o kadar farklı görünüyordu ki ilk başta tanıyamadınız bile. Birkaç saniye sonra fark ettiniz: O.
Aynı kişi, sadece bambaşka bir stille karşınızda. Dolgu topuklarla yaşadığım şey de tam olarak buydu. Yalnızca kendini revize etmiş.
Maalesef kendimi yargılasam da o ayakkabıları istiyorum. Önümüzdeki yıl bu zamanlar hâlâ istiyor olur muyum bilemem ama şu anki ben onlara bayılıyor ve hepinizin yerine kendimi kınıyorum.
Peki ne değişti? Ayakkabı mı, ben mi?
