Annem Neden Puantiye Sevmiyor?
MODA
Asena Kılıç
7/8/20263 min read
Sokakta yürürken insanların yüzünü görmeseniz de outfitlerinden yaşlarını tahmin ettiğiniz oluyor mu? Eminim, dışarıdan bakıp birinin kimliğini tahmin ederken kullandığımız önsezilerimiz ve bize ipucu veren kıyafetler, yaş hakkında da bir şeyler söyleyebilir. Moda alanında bir sosyoloji çalışması yapmasam da biraz gözlem sonucunda fark ettiğim bir şey var ki o da X, Y ve Z kuşaklarının giyimlerinin birbirinden apayrı olması ve işin garibi, bu grupların bir diğer grubu bazen içten içe, bazen de açıkça yargılaması.
Hepimiz Z kuşağının o abartılı dünyasını, zamanında dozunda kullanılan Y2K’i adeta posasını çıkartarak kullandığını biliyoruz. Z kuşağı için nerede ne giydiğinin bir önemi yok gibi; önemli olan tek şey o an kendini güzel hissetmek. Ki ben de bir Z kuşağı olarak buna kesinlikle katılıyorum: Abartmayı seviyoruz, kendimizi başrol gibi hissetmeyi seviyoruz ve en önemlisi; en azından benim açımdan ve yakın çevremde gözlemlediğim kadarıyla, insanların hakkımızda düşündüklerini, “Ay deliye bak, yaz günü gümüş kovboy bot giymiş!” gibi yorumlarını duymuyoruz, görmüyoruz, umursamıyoruz. Tabii bunun da ötesinde mahallenin delisi olmak ve moda ikonu olmak bizim için yakın tabirler. Ama konumuz sadece Z kuşağının tarz sahibi bir nesil olması değil tabii. X ve Y kuşağı ile olan çatışmaları yani anne ve belki de ablalarıyla...
Küçüklüğümden beri annem (ve onun yaş grubu); beni çizgi, tül, sim ve pul-payet sevdiğim için yargılar, ben de zevksiz olduğumu düşünür ve daha safe noktalarda kalırdım ancak yaşım büyüdükçe estetik yargıların sandığım kadar mutlak olmadığını fark ettim. Ve sonra dedim ki: Tüm X kuşağı tesadüfen puantiye sevmiyor olamaz. Ben de bunu biraz daha gözlemleyip araştırmaya karar verdim. Ve bunun sebebinin, X kuşağının, gençliklerinde ekonomik krizler, otoriter sistemler ve toplumsal dönüşümlerle mücadele etmiş olmasına bağlandığını gördüm ama modasal açıdan da tıpkı şu anki gibi bir patlamanın ardına denk gelmişler. 70'lerin sonu ve 80'lerin o "aşırı", neonlu, vatkalı ve rüküşlüğe kaçan maksimalizminden hemen sonra sahneye çıktıkları için fazlalıklardan arınmak istemişler. Desenlerden yine nasiplerini almış olsalar da şu anda maksimalizme karşı nefretleri buradan geliyor gibi görünüyor.
Ve gelelim Y kuşağına. Y kuşağı -tanıdığım insanlarla bağdaştırdığımdan mı bilmiyorum- bana hep aşırı ılımlı ve şeker gelmiştir. Modada da bu biraz böyle, ortayı bulmaya çalışmış ama tamamen de yok olmamıştır. Bu jenerasyon bizim pek sevdiğimiz Y2K’in de ev sahibidir. İşte tam da bu noktada birleştirici bi jenerasyon oluyorlar çünkü bu kuşak hem normcore’u hem de Y2K’i yaşamışlar ama parti kıyafetlerini iş hayatına taşımamışlar. Yine de günümüzde kırmızı ve pembenin birlikte kullanıldığını görünce kriz geçiren X kuşağı yılgınlığı da yok üstlerinde. Y2K’yi tadında bırakmışlar ve Lady Gaga gibi çılgın birinin bile kot şort, tişört ile çıktığı bir dönem olmuş!
En nihayetinde bu konuştuklarımızın hiç ama hiç bir önemi yok çünkü en kötü moda akımlarının içinde bile ikonlar, en iyi moda akımının içinde bile rüküşler var ve şu an tek dileğimiz on belki yirmi sene sonra fotoğraflarımıza baktığımızda “Ay Anne bu kıyafetin ne?!” diye yargılanmamak ve “Ama çocuğum o zamanlar öyleydi!” demek zorunda kalmamak. Umarım 20 sene sonra için de kendimize şık diyebiliriz ve bu çatışmadan sağ çıkabiliriz!






