Çizgili Tişörtler ve Hakkındaki Şehir Efsaneleri
MODA
10/9/20262 min read
Çizgili tişörtlere çocukluğumdan beri bayılırım. Fineas benim için ikondur mesela. Ama X
kuşağı annem için durum tamamen farklı; kendisi çizgili kıyafetlerden nefret eder. Yıllarca da
bu nefretini çok bilindik, sarsılmaz bir gerekçeye dayandırdı: Çizgili kıyafetler kilolu gösterir.
İnsan o yaşlarda büyüklerinin lafına inanıp hemen vazgeçiyor tabii. Uzun yıllar o çok
sevdiğim desenlere hep uzaktan baktım. Ta ki bu işin içinde bir tuhaflık olduğunu fark edip
ufak bir araştırmaya girişene kadar. Meğer ortada enine çizginin insanı geniş göstermesi gibi
bir durum falan yokmuş. Bu olay tamamen çizgili sevmeyen X kuşağının ve o kuşağın
zevklerinden etkilenenlerin uydurduğu, dilden dile dolaşıp günümüze kadar gelmiş koca bir
şehir efsanesiymiş. Adeta herkes çizgili giymekten korksun diye ortaya atılmış bir dedikodu!
İşin aslı şu; gözümüz kıyafetlerdeki çizgilere bakarken belli bir optik kurala göre hareket
ediyormuş. Bilim insanlarının yıllar önce kanıtladığı gerçeğe göre, ince ve birbirine yakın
yatay çizgiler insanı geniş değil, tam aksine olduğundan daha uzun ve zayıf gösteriyor.
Çünkü göz bir çizgiden diğerine hızla atlıyor ve bu devamlılık algıyı dikey olarak yukarı
taşıyor. Asıl geniş gösteren, bedeni bölen şey o incecik klasik denizci çizgileri değil; çok
kalın, araları açık ve devasa renk blokları halindeki şeritlermiş.
Bunu öğrendiğimden beri dolabımı yavaş yavaş çizgili tişörtlerle dolduruyorum ve inanın
bana aynaya baktığımda gayet normal görünüyorum. Ne annemin iddia ettiği gibi fazladan
kilo almış gibi duruyorum ne de göz yoruyorum. Üstelik bu meretin öyle acayip bir kurtarıcı
gücü var ki sormayın. İster omuzları vatkalı, iddialı bir ceketin içine giyip o ciddi havayı
ustaca kırın, ister evden aceleyle çıkarken üstünüze geçirdiğiniz kalın bir hırkayla eşleştirin;
anında bütün kombine bir karakter kazandırıyor. Jean’lere de o kadar yakışıyor ki, neden
yıllarca kendimi bundan mahrum bıraktım diye hayıflanıyorum. Anlayacağınız,
büyüklerimizin ezbere dayalı tabularını bir kenara bırakıp işin aslına bakmanın keyfi
bambaşka.
Kısacası, bir dahaki sefere kabinde veya aile içinde o meşhur "enine çizgiler seni geniş
gösterir" lafını duyduğunuzda sadece içinizden gülümseyip geçin. Ben şahsen yıllarca boş
yere inandığım bu koca efsaneyi çoktan rafa kaldırdım ve dolabımı çizgililerin neşeli ve
enerjik görüntüsüyle doldurmaya başladım. Siz de sırf bu asılsız kural yüzünden sevdiğiniz o
tişörtlere sadece vitrinden bakmakla yetiniyorsanız, artık büyüklerin tabularını yıkmanın tam
vakti. Çizgilileri sevin ve kural falan dinlemeden içinizden geldiği gibi giyin gitsin.
