Ken Barbie İçin Doğru Kişiydi, Peki Ya Barbie Ken İçin?

SİNEMASEKS & İLİŞKİLER

Asena Kılıç

8/10/20264 min read

Hepimiz hayatımızın bir döneminde Barbie izlemişizdir. Yalnızca filmlerini değil Life in the Dreamhouse’u da izlediyseniz yetişkinler olarak bu diziyi konuşalım istiyorum. Çocukken izlediklerimin aksine yirmilerimde bu diziyi izlediğimde bazı şeyler bana pek de sağlıklı gelmedi ama zaten Barbie’nin muhteşem bir içerik olmasının dışında gerçekten küçük kızlar için çok da faydalı olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü yaratılan sonsuz mükemmellikte bir dünya, sonsuz tüketim çılgınlığı ve adı üstünde gerçekte asla olamayacak bir rüya evi var. En basiti Barbie de Ken de aşırı mükemmeliyetçiler ve saçlarını 1000 tarak darbesiyle taramak zorunda olduklarını düşünüyorlar. Düşünsenize küçük bir kızı, bunun gerekli olmadığına ikna etmeye çalışıyorsun ve rakibin pasparlak saçlarıyla Barbie...

Ve aslında yetişkinken izlediğinizde bu çokça gözünüze batıyor. Barbie’nin kendisi değil sadece, arkadaşlık ve aşk dinamikleri de... Tüm dünya Barbie’nin etrafında dönüyor ve eskiden sinir olduğunuz Raquelle’in aslında pek de haksız olmadığını fark ediyorsunuz. Evet, Raquelle’in ciddi kusurları var; kıskanç ve rekabetçi olması gibi ama aslında Barbie’nin önüne geçmek istemesinin bir sebebi de Ken’den hoşlanması. Ve zaten Barbie ile adil yarışmak istediğinde de bir şekilde Barbie’nin evreni ona adil davranmıyor ve sürekli bir şanssızlık yaşıyor. Aynı zamanda Barbie her ne kadar ona iyi davranıyor gibi görünse de Raquelle’in parlaması gereken günlerde bile onun rolünü çalıp başrol oluyor. (Bkz. Mükemmel Havuz Partisi) Raquelle ne kadar uğraşırsa uğraşsın, hikâye Barbie'nin kazanacağı şekilde yazılmış. Bu da onu mecburen kötü karakter olmaya itiyor.

Bu talihsizliklerin aynısını Ryan’da da görüyoruz. Ryan da Barbie’den hoşlanıyor yani aslında Raquelle ve Ryan aynı tiplemenin iki farklı versiyonu yalnızca kusurları birbirlerinden farklı, mesela Ryan kıskanç değil çünkü zaten “en iyi”nin kendisi olduğuna emin, narsist bir karakter. Zaten elinde sürekli ayna ile dolaşması da tıpkı kendi yansımasına aşık olan Narcissus’a bir gönderme gibi. Yine de Barbie için çoğu zaman elinden geleni yapmaya çalışıyor ama hediyeleri sığ ve materyalist kalıyor. Kişisel tatmini için Barbie’yi etkilemeye çalışıyor da olabilir, kim bilir?

Buradan Barbie ve Ken’in ilişkisine baktığınızda birbirlerine sadık, sağlıklı ve seviyeli bir ilişkileri var gibi görünüyor ancak dizi bu ilişkiyi, cinsiyet rollerini unutmadan ele alıyor ve Barbie’nin “erkeksi” işlerini Ken’e yaptırıyor. Barbie sürekli dış görünüşü ve sosyal ilişkileri için endişelenen biriyken Ken, Barbie için koşuşturan biri. Bu da bazen Ken ihmal ediliyor hissi veriyor. Ama yine de Ken, halinden çok memnun ve Barbie’nin her işine koşabileceğinden emin. Tek sorunu, bu sebeple kaygılar yaşıyor olması. Hep Barbie’yi mutlu etmeye çalışıyor, sürekli onun isteklerini yerine getirmek için çabalıyor, kısacası eşsiz bir erkek arkadaş. Barbie ise sürekli kendi dünyasıyla meşgul. Dolayısıyla ilişkileri toksik değil ama eşit de değil. Yani bu konuda da Barbie evreni Barbie’ye iyi davranmış ve Ken’i ona bahşetmiş.

Düşünsenize Barbie’nin Ryan ile birlikte olduğu bir evrende Barbie kendine pek de iyi davranamazdı çünkü kendi ihtiyaç ve duygularını tamamen arka plana atması gerekirdi. Ryan kendini, Barbie’yi seveceğinden daha fazla sevdiği için Barbie, o el üstünde tutulan muhteşem Barbie olamazdı. Çünkü narsist Ryan bir süre sonra Barbie’yi kusurlu bulacak ve sürekli eleştirecekti; bu da Barbie’nin parıltısını ve özgüvenini söndürecekti.

Ama eğer Ken, Raquelle’le birlikte olsaydı? İşte o zaman Ken başrol olurdu. Çünkü Ken, Raquelle’in etrafında döner ve Raquelle de onu dünyasının merkezine koyardı. Ortada Barbie olmadığında, rekabetçi kişiliği ve başrol olma isteği de azalacağından asıl haline kıyasla daha sağlıklı biri olabilirdi. Ken zaten ona ihtiyacı olan ilgiyi verdiğinde karşılığını alacağı için Ken ve Barbie’nin ilişkisindeki dengesizlik ve bir tarafın ağır basması durumu olmazdı. Zaten Barbie’ye göre daha verici olduğu kanısına, hiçbir karşılık alamadığı halde Ken için yaptıklarından varabiliriz.

Kısacası yetişkin gözüyle baktığımda Ken’in Barbie için doğru kişi olduğuna ikna olmuş olabilirim ama Barbie’nin Ken için doğru kişi olduğundan hâlâ emin değilim. Çünkü Ken’in biraz daha ilgi ve sevgiye ihtiyacı var ve bazen de başrol olmaya...ama Barbie’nin dünyasında bunun gerçekleşmesi pek mümkün görünmüyor.

hello@bramblemag.com