Ringde Feminenlik: Maskülen Bir Alanın Yeniden Yazımı

Dövüş sporları, tıpkı pek çok alan gibi kadınları dışarıda tutan ve maskülenitenin ağır bastığı temsillerden biri. Ancak dövüş sporlarına ilgili olduğumdan fark ettiğim bir şey var ki bu da yaptığınız sporun, mesleğin ve ilgi alanınızın, feminenliğinizden ve zarafetinizden bir şey götürmediği.

LIFESTYLE

Asena Kılıç

1/27/20261 min read

Bedenin dayanıklılığı ve acıya tahammülün tarih boyunca erkeklerin vitrinini süslediğini hepimiz biliyoruz fakat içinde bulunduğumuz yaşam ve coğrafya kadının da bu alanda büyük bir yerinin olması gerektiğini bize gösteriyor. Hayır, bir kesimi eğitemeyip tekrar kendi içimize dönüp yeni donanımlar kazanmamız gerektiğini söylemiyorum ama madem kendi başımızın çaresine bakmamız gerekiyor, o zaman bakarız!

Kırılgan ve korunması gereken biri imajını bırakıp feminenliği yeniden tanımlayabiliriz.

Dövüş sporları da — kendi açımdan favorim olan boks — bunun en iyi yolu. Biraz disiplin, biraz kararlılık ve “Ben beceremem.” tavrını bırakıp eldivenleri elimize giydiğimizde sahne bizim. Bunu yapmak tabii kolay değil ama taviz yok, geri adım yok. Feminenlik, gücün karşısında eriyip gitmiyor; onunla yan yana durabiliyor. Tam da bu yüzden bir kadın, bana, spor yapmak istiyorum acaba ne yapsam dediğinde en hızlı ama düşünülmüş cevap olarak şunu söylüyorum: “Tabii ki boks!” Çünkü boks kültürünün köklerinde, modası geçmeyen bir fikir var: Güç, gösterişli olmak zorunda değil; istikrarlı olmak yeterli. Nesiller boyunca ringde varlığını koruyan bu ruh, bugün kadınlar için bambaşka bir anlam taşıyabilir. Ayrıca eldivenleri taktığında bir role girmek zorunda değilsin; kim olduğunu geride bırakmıyorsun, sadece kendinle başka bir yerden tanışıyorsun. Boks zamanla öğrenilen bir şey; acele etmiyor, küçük tekrarlarla güçleniyor. Günler geçtikçe beden neyi yapabildiğini kendi kendine hatırlıyor, refleksler düşünmeden hareket etmeye başlıyor. Eğer bir süredir kendin için yeni bir alan arıyorsan, boksu denemek kötü bir fikir değil; en kötü ihtimalle terlersin, en iyi ihtimalle kendini yeniden keşfedersin.