Trend Alert: Geçmişten Parçalar Taşıyan Ceketler

MODA

Asena Kılıç

10/13/20263 min read

Sonbaharın başrolü, outfit’i rezil de vezir de edebilen o parça: Ceketler! Tabii sadece sonbaharın değil çıtır halinizin sona ermesiyle de mutlak suretle alınması gereken bazı parçalar oluyor, bunlardan kimliğiniz için en belirleyici olan da ceketler. Zaten gençliğin ateşi sönünce kısa kollularla sweatshirt’lerle falan dışarı çıkamıyorsunuz. Seçtiğiniz ceket de, içine aynı şeyleri giyseniz dahi kombinin tarzını belirliyor. Jean üstüne biker deri ceket ya da blazer giymek gibi düşünebilirsiniz.


Yazın o hafif, incecik kıyafetlerine veda edip kalın kumaşlara teslim olmak benim gibi bir yaz aşığı için her zaman küçük bir kalp kırıklığıdır, biliyorsunuz. Ama bana göre bu sene o kışlık kabanlara geçiş evresinde ceket konusunda epey şanslıyız. Çünkü vitrinler ve askılar, alıştığımız o güvenli kesimlerin dışına çıkıp, tam da "hiç uğraşmadım ama harika görünüyorum" illüzyonunu yaratan iddialı parçalarla dolup taşıyor. Evet, o meşhur Napolyon ceketlerden ve frog kapamalardan, yani çin düğmelerinden bahsediyorum.


Kimileri için dalga konusu olsa da, ben bu gösterişli askeri silüetin günümüzdeki uyarlamasına fena halde vurulmuş durumdayım. Düşünsenize; sıradan bir sabah, üzerinize sadece düz beyaz bir tişört ve en sevdiğiniz jean'inizi geçiriyorsunuz. Ama omuzları jilet gibi kesilmiş, göğüs kısmında el işçiliği bağıran kordonları olan bir Napolyon ceketi üstünüze attığınız an tüm outfit değişiyor. O ceketi alıp günlük hayata zahmetsizce yedirebilmek inanılmaz keyifli.


Napolyon’dan sonra biraz daha doğuya gidelim ve gelelim frog kapama ceketlere! Hızlı tüketimin ve uçup giden trendlerin her yeri sardığı şu günlerde, o iplerin ve şeritlerin birbirine dolanarak yarattığı somut doku, sıradan bir fermuarın asla veremeyeceği türden karakterli ve kalıcı bir detay.


Zaten bu ceketlerin saraylardan ve savaş meydanlarından çıkıp sokaklara inmesinin arkasında da tam olarak ironi ve şahane bir başkaldırı hikayesi var. Bir zamanların en ciddi, en kuralcı askeri üniformalarını 60’ların o deli dolu yıllarında Jimi Hendrix ve Mick Jagger gibi rock ilahları Londra'daki ikinci el dükkanlarından toplayıp sahnede giymeye başladılar. Otoritenin o aşılmaz sembolü, daracık pantolonlar ve dağınık saçlarla birleşince bir anda sistem karşıtı, umursamaz bir isyanın simgesi oluverdi. Sonrasında Michael Jackson’ın o bol sırmalı ikonik görünümleriyle pop kültürünün tam kalbine nasıl yerleştiğini zaten hepimiz biliyoruz.

Bugün bu ceketleri yeniden bağrımıza basıp günümüz podyumlarında başköşeye koyuyorsak, sebebi tam olarak taşıdıkları bu kusursuz tezatlık. Disiplinli ve kuralcı bir geçmişi, gündelik giyimin o özgür ruhuyla birleştirme fikri hepimize çok çekici geliyor. O kalın, formsuz kışlıklara tamamen teslim olmadan önce, bence bu sezon dolabınıza geçmişten bir parça ekleyip kuralları kendi tarzınızda esnetmenin tam sırası.

hello@bramblemag.com