Yedek Kulübesinden Çıkma Zamanı

SEKS & İLİŞKİLER

Asena Kılıç

7/13/20263 min read

Hiç telefonunu eline alıp "Benden hoşlanıyor mu yoksa boş vakitlerini mi değerlendiriyor?" diye düşündüğün oldu mu? Bir gün sabah "Günaydın" mesajıyla uyanırken ertesi gün ortadan kaybolan, tam "Tamam ya, bitti galiba." dediğinde de gece 23.48'de attığı "Uyudun mu?" mesajıyla seni bütün kararlarından vazgeçiren insanlar...

Çoğunuz konuya girişimden benching hakkında konuşacağımı anladı. Ama ilk kez duyanlar için: bu spor terimi olan benching değil, yedek kulübesinde bekletildiğin ilişki durumu.

Aslında benching'in olayı çok basit. Birisi seni hayatından tamamen çıkarmıyor ama tam olarak hayatına da almıyor. Arada bir mesaj atıyor, hikâyeni beğeniyor, bazen de görüşüyorsunuz, sen de haliyle “Ya bu sefer?” diye hayal kurarken araya çekilen bir duvar! Sen tam umudunu kesecekken yeniden beliriyor çünkü ipleri tamamen koparmak istemiyor. Kısacası ilişki başlamıyor ama bitmesine de izin vermiyor. Tam anlamıyla kısır bir döngü.

Keşke insan net bir şekilde reddedilse. En azından üzülür, birkaç hafta arkadaşlarına söylenir ve yoluna bakar. Benching'de ise ortada sürekli küçücük bir ihtimal bırakılıyor. İnsanı tüketen de tam olarak bu "Acaba?" kısmı.

Elbette herkes kötü niyetli (?) olduğu için benching yapmıyor. Bazıları gerçekten ne istediğini bilmiyor, bazıları yalnız kalmayı sevmiyor, bazıları da flört uygulamalarının sunduğu o sonsuz seçenek hissinden çıkamıyor. "Belki daha iyisi çıkar." düşüncesiyle kimseyi tamamen hayatlarından çıkarmak istemiyorlar. Ama sebebi ne olursa olsun, karşı tarafta bıraktığı his pek değişmiyor. Umut, hayal kırıklığı, umut ve tekrar hayal kırıklığı!

Bu noktada yapılması gereken; eğer benching yaşadığını fark ediyorsan ve bu seni üzüyorsa, gelgitlere tahammül göstermede bu ilişkiye ya da ilişkimsi şeye noktayı koymak. Ama “Yok ben bundan gayet memnunum, zaten ilişki de istemiyorum, ara sıra günümüz şenlenir!” diyorsan, o senin bileceğin iş.

Aslında benching'e maruz kalan insanların çoğu ilk başta bunu fark etmiyor. Açıkçası insan hoşlandığı biri söz konusu olunca davranışlardan çok potansiyeline bakıyor.

Karşındaki kişiden değil, olabileceği kişiden hoşlanıyorsun biraz. O yüzden iki haftada bir gelen mesaj bile "Hala umut var.” gibi hissettiriyor ama tek sebebi, senin olmasını çok istemen ve karşı tarafın seni tamamen kaybetmek istememesi oluyor.

Benching’i fark etmek için şunları hatırla

1. Bu kişi Elon Musk mı? Cevabın “Evet”se, sana yoğun olduğu için yazmaması normal. Cevabın “Hayır”sa geçmiş olsun.

2. Senin için maddi/manevi fark etmez, bir şeyler yapıyor mu? Cevabın “Evet”se 10 üstünden kaç emek veriyor? “Hayır”sa zaten bi soğuk su iç.

3. Ve son olarak, “Buluşalım.” dediğinde “Hastayım, yarın finalim var, amcam doğurdu.” gibi bahaneler sunuyor mu? cevap “Evet”se, biraz gözlemle, gerçekten amcası doğurmuş mu?

Diyelim ki Elon Musk değil, bir kez bile senin için bir şey yapmadı ve final haftası da önceki haftaymış. O zaman böyle bir durumda ne yapmak gerekiyor? Öncelikle şunu kabul etmek gerekiyor: Sürekli kafanı karıştıran bir ilişki, muhtemelen gerçekten karmaşık değildir. Biz sadece karşımızdaki insanın davranışlarını anlamlandırmaya çalışırken onu olduğundan daha gizemli hâle getiriyoruz. Günün sonunda kimse hayatında "Belki bir gün..." diye bekletileceği bir ilişki istemez diye düşünüyorum. Gerçekten isteyen biri, seni yedek kulübesinde oturtup ara sıra oyuna almaz.

Bence benching'e tahammül edilmemesi gereken nokta da tam olarak burası. Çünkü seni bekleten kişi aslında sadece zamanını almıyor; enerjini, özgüvenini ve başka insanlarla tanışma ihtimalini de elinden alıyor. Sen onun bir mesajını beklerken, farkında olmadan kendi hayatını ertelemiş oluyorsun. Birini kaybetmekten korktuğun kadar, vaktini boşa harcamaktan da korkmalısın. Çünkü bazen yanlış insanı beklemek, doğru insanla tanışacağın zamanı elinden alabiliyor.

hello@bramblemag.com